Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedî azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif’e hüzünle veda ederken; bizleri bir bayrama daha sağlıkla, huzurla kavuşturan Cenab-ı Allah’a hamd ediyorum.
Ne var ki bu bayrama yalnızca sevinçle değil, aynı zamanda derin bir tefekkürle erişiyoruz.
Başta Orta Doğu olmak üzere gönül coğrafyamızın birçok yerinde savaşın, yıkımın ve mahrumiyetin gölgesi hâlâ sürmektedir. Bu tablo, bayramın manevî iklimine yakışmadığı gibi kardeşliğin, merhametin, adaletin ve dayanışmanın ne kadar hayati olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, kendi huzur ve güvenliğini tahkim ederken, aynı zamanda yakın coğrafyamızda barışın, hakkaniyetin ve insani sorumluluğun savunucusu olmayı kararlılıkla sürdürmektedir. Çünkü aziz milletimiz, tarih boyunca yalnızca kendi selametini değil, insanlığın ortak vicdanını da gözeten büyük bir medeniyet tasavvurunun taşıyıcısı olmuştur.
Bayramlar; kırgınlıkların geride bırakıldığı, muhabbetin çoğaldığı, yardımlaşma ve paylaşma duygularının kuvvet kazandığı önemli zamanlardır. Aynı sofranın bereketini, aynı duanın huzurunu ve aynı millet olma şuurunu yeniden hissettiğimiz bu mübarek günler; birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, toplumsal hayatımıza umut ve dirayet kazandıran özel vakitlerdir.
Bu vesileyle; aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, kıymetli şehit ailelerimizin, kahraman gazilerimizin, büyüklerimizin, yaşlılarımızın ve bayram sevincinin en saf temsilcisi olan çocuklarımızın Ramazan Bayramı’nı gönülden tebrik ediyorum.
Mübarek Ramazan Bayramı’nın ülkemize, milletimize, İslam âlemine ve bütün insanlığa huzur, barış, sağlık ve esenlik getirmesini temenni ediyor; tüm hemşehrilerime ve vatandaşlarımıza en kalbi selam ve muhabbetlerimi sunuyorum.
Saygılarımla.
Yorumlar
Kalan Karakter: