“Bir toplumun vicdanı, en çok sesi çıkmayanların hakkını ne kadar savunduğuyla ölçülür.”
Yıllar önce mevsimlik tarım işçilerinin hayatını ve yaşadıkları zorlukları merak etmiştim. Bu merakın peşine düşerek onların yaşam alanlarında bulundum, çadırlarına girdim ve gündelik hayatlarına yakından tanıklık ettim. Orada geçirdiğim zaman, bana sadece bir gözlem değil; bir yüzleşme yaşattı. Karşılaştığım tablo, uzaktan düşünüldüğü gibi değildi… Bu sadece bir “çalışma” meselesi değildi; bu, başlı başına bir hayat mücadelesiydi. Çadırların içindeki dar ve bunaltıcı ortam, temiz suya ulaşmanın zorluğu, sıcak, toz ve bitmeyen yorgunluk… Ama en çok da o sessizlik insanın içine işliyordu. Özellikle kadınlar, bu yükün en ağır kısmını taşıyordu. Sabahın ilk ışığında başlayan mesai, akşamın karanlığına kadar sürüyor; ama aslında hiç bitmiyordu. Çünkü tarladan sonra ev başlıyordu. Yemek, çocuk, düzen… Kadın hem işçiydi hem anneydi hem de hayatın yükünü taşıyan görünmeyen bir omuzdu. Ve çocuklar… İçimi en çok sızlatan onlar oldu. Okulda olması gereken yaşta, tarlanın ortasında büyüyen çocuklar… Oyuncak yerine taşla oynayan, defter yerine toprağa dokunan çocuklar… Bu sadece yoksulluk değil; bir çocuğun hayatından eksilen zamandı. Erkekler de elbette çalışıyor, yoruluyordu… Ama orada gördüğüm gerçek şuydu: en sessiz olan, en çok yükü taşıyordu. Orada geçirdiğim zaman bana şunu öğretti: Bir sofraya gelen her lokma sadece bir ürün değildir; o lokmanın içinde bir annenin yorgunluğu, bir babanın mücadelesi, bir çocuğun eksik kalan çocukluğu vardır. Ve işte tam da bu yüzden; eğer savunulması gereken bir hak varsa, bu hak en başta bu insanların hakkıdır. Çünkü onlar en çok çalışan ama en az görülenlerdir. Bugün 1 Mayıs’ı konuşurken sadece meydanları değil, benim gördüğüm o çadırları da hatırlamak zorundayız. Çünkü emek sadece alın teri değildir; emek sabırdır, yorgunluktur, vazgeçmemektir ve her şeyden önce bir manevi haktır. Orada geçirdiğim o zaman bana bir şeyi çok net gösterdi: Hak verilmez, hak savunulur. Ve eğer biz bugün bu insanların hakkını savunmazsak, yarın kaybedeceğimiz şey sadece adalet değil, insanlığımız olur. İşte bu yüzden artık bakmak yetmez, görmek gerekir; duymak yetmez, hissetmek gerekir; konuşmak yetmez, sahip çıkmak gerekir. Çünkü mesele sadece emek değil… mesele insan kalabilmektir.
Filiz Şahin
------------------
#MevsimlikTarımİşçileri #KadınEmeği #Çocukİşçiler #1Mayıs
Yorumlar
Kalan Karakter: